Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Horlama Nedenleri.
16/12/2009 -Kategori: Saglik
HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?
Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilen arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır.
√ Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.
1. Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olaş alkol ya da ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.
2. Boğazdaki dokuların aşın büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama sebebidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.
3. yumuşak damak ve küçük dilin aşın sank ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.
4. burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşın vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar.
Bu durum neden bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılandır.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kanser Tümör Çeşitleri Bazı Tümörler Kendini Yok Ediyor.
16/12/2009 -Kategori: Saglik
Yapılan araştırmalar, tedavi edilmeden bırakıldığı zaman ölümcül olacakları düşünülen bazı küçük tümörlerin hiçbir sorun yaratmadıklarını, kendi kendilerine büyümelerinin durabildiğini veya küçülebildiğini ortaya çıkardı.
Kanser de zaman gibi tek bir yöne doğru gider. Kanser büyür ve kötüleşir. En azından öyle biliniyordu. Fakat Amerikan Tıp Kurumu Dergisi’ndeki bir makalede dikkat çekildiği gibi, yirmi yıldan fazla bir süredir göğüs ve prostat kanserlerinden elde edilen veriler küçük tümörler hakkındaki anlayışı değiştirdi.
Kanser tarama testleri, tedavi edilmeden bırakıldığı zaman ölümcül olacakları düşünülen tümörleri saptama yanında kendi haline bırakıldıklarında hiçbir sorun yaratmayacak çok küçük tümörleri de tespit ediyor. Bu küçük tümörlerin kendi kendilerine büyümeleri durabiliyor ya da bunlar küçülebiliyor. Hatta bazı göğüs kanseri vakalarında görüldüğü gibi yok olanları bile var.
Ulusal Sağlık Enstitüsü’nde hastalık önleme bölümü başkan yardımcısı Dr. Barnett Kramer, “Eski anlayış, kanseri doğrusal bir süreç olarak görüyordu. Yani, kanserli hücrenin mutasyona (kalıtsal değişime) uğrayacağına inanılırdı. Hücrede azar azar başlayan bu kalıtsal değişim daha sonra giderek fazlalaşırdı. Hücredeki bu kalıtsal değişimin aynı anda tersine de olabileceği düşünülmezdi” diyor.
Kramer bu yüzden kanserli hücrenin “tek yöne doğru hareket eden bir ok” olarak anlaşıldığını belirtiyor. Fakat Dr. Kramer şimdi, kanserin ilerlemesi için kalıtsal değişimden daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunun açık hale geldiğini söylüyor.
Kanserli hücrelerin etraflarındaki hücrelerin işbirliğine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Dr. Kramer, “Hatta bütün organizma ve insanın bağışıklık sistemi veya hormon düzeyi, bir tümörü büyütebileceği gibi onu ezip yok edebilir de. Kanser dinamik bir süreçtir” şeklinde konuşuyor. Bu, bazı doktorlar için kabul edilmesi zor bir görüştü. Ancak bu görüşe zamanında şüpheci olarak yaklaşan bazıları fikirlerini değiştirdi.
Kaliforniya Üniversitesi Halk Sağlığı Fakültesi’nin müdürü Dr. Robert Kaplan, “Günün sonunda, bu konuda ne kadar ikna olduğumdan emin değildim. Ancak buna inanıyorum” diyerek görüşünü ifade ediyor.
Tümörlerin kaybolması testis kanseri vakalarında bilinen bir olay. Elbette kanser rutin olarak yok olmuyor. Ve ara sıra görülen bu nedenlerden dolayı kimse de hastaların tedavilerinden vazgeçmesini öngörmüyor.
British Columbia Üniversitesi üroloji profesörü Martin Gleave, “Biyolojik olarak, ilerlemiş bir kanserin gerilemesi çok nadir bir olaydır” diyor.
Kaliforniya Üniversitesi’nde patoloji profesörlerinden Thea Tlsty, kanserli ve kansere yatkın hücrelerin neredeyse orta ve ileri yaşlardaki herkeste bulunduğunu; bu durumun gayet olağan olduğunu belirtiyor.
Tlsty bunun başka nedenlerle ölen insanlarda yapılan otopsilerde ortaya çıktığını ve bu insanların kanserli veya kansere eğilimli hücrelere sahip oldukları konusunda en ufak bir bilgiye sahip olmadığını belirtiyor. Bu insanlarda, büyük tümör veya kanser belirtisi bulunmadığını da söyleyen Dr. Tlsty, “Gerçekten ilginç olan soru, bizim kansere yakalandığımız değil, neden yakalanmadığımız?” diyor.
Kanada’da araştırmacılar kanserli böbrekler üzerinde araştırma yapıyor. Çok ilerlemiş olanlar dâhil olmak üzere birkaç böbrek kanseri vakasında gerileme tespit edilmişti. Dr. Gleave’in böbrek kanserinin tüm vücutlarına yayıldığı hastalar üzerinde sahte ilaç veya deneysel tedavi sunduğu hastaları karşılaştırarak yaptığı çalışmada tedavinin herhangi bir olumlu sonucu olmadığı kararını verdi.
Bugünlerde Dr. Gleave, daha fazla hastanın ultrason taramasından geçtiğini belirtiyor ve böbreklerinde bir yumru bulunursa ABD’de ilk tepkinin yumruyu aldırmak olduğunu söylüyor. Ancak Dr. Gleave, “Bu her zaman gerekli mi?” diye de soruyor. Çalıştığı üniversite, böbreklerinde tümör olanlar üzerinde ülke çapında bir araştırma yürütüyor. Bu insanlara, bu tümörler tarama yoluyla düzenli olarak incelendiğinde ne olduğu, tümörlerin büyüyüp büyümedikleri soruluyor.
Yanıtların yüzde 80′i, üç yıl içinde bu tümörlerin ya hiç büyümediği ya da küçülmeye başladığı şeklinde olmuş. Dr. Gleave, “Standartlarımız o kadar yüksek ki ciddi vakalarla ciddi olmayanları aynı kefeye koyuyoruz. Hangi vakanın ciddi olmadığını anlamamız gerekiyor” diyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Çocuklarda Kulak Ağrısı Nedenleri.
15/12/2009 -Kategori: anne-ve-bebek
Çocuklarda Bebeklerde Kulak ağrısı ve Tedavisi
Çocukta sık rastlanan bu sorun, içerdiği potansiyel tehlike nedeniyle önemli bir kaygı kaynağıdır. Diş çıkarma, çocuklarda sık karşılaşılan bir kulak ağrısı nedenidir ve çocuğun kulağını çekelemesine neden olur. Bir başka sık karşılaşılan neden, enfeksiyondur. Kulak zarının arkasındaki ortakulak, kısa bir tüple (östaki borusu) gırtlağın arkasına bağlanır. Bu tüp, boğazdaki ve burundaki bakterilerin kolaylıkla orta kulağa geçmelerine olanak sağlar.
Kulak Ağrısı Belirtileri
Acının yanı sıra diğer belirtiler, ateş, genel halsizlik, arada bir kusma ve burun akıntısıdır. Bu belirtilerin tümü, her zaman görülmeyebilir. Kulaktan bir akıntı ve akıntıdan sonra orta kulaktaki iltihabın yaptığı basıncın azalması nedeniyle bir rahatlama olabilir. Akıntının görülmesi durumunda büyük bir olasılıkla antibiyotik tedavisi gerekeceği için çocuk, hemen doktora götürülmelidir.
Kulak ağrısının orta kulak iltihabından mı ya da diş çıkarma gibi başka bir nedenden mi kaynaklandığını belirleyebilmek için önce çocuğun dikkatini dağıtmalı, sonra kulağını hafifçe öne ve arkaya doğru çekmelidir. Bu çekişin çocuğa acı vermesi, rahatsızlığın büyük bir olasılıkla orta kulak iltihabından kaynaklandığını gösterir ve hemen doktora başvurulmalıdır.
Kulak Ağrısı Tedavi
Acıyı gidermek amacıyla aspirin ya da benzeri ilaçlar verilir. Ağrıyan kulağa birkaç damla kulak damlası damlatılması, yine acıyı azaltmak açısından yararlı olabilir. Ancak damlanın aşırı sıcak olmamasına özen gösterilmelidir. İltihaplar, kısa sürede geçer.
Ne zaman doktora başvurmalı?
Ağrı çok şiddetliyse ya da 12 saatten uzun sürerse, Kulak akıntısı varsa, Çocuk, genellikle iyi değilse, ateşliyse ve kusuyorsa